Soyut

Hoyratcasına basıp toprağa

Umuda gem, hayallere perde

Ne koyulursa içten içe derde

Birbir ezmeli, dökmeli, kırmalı…

Bilebilmeli; yürekten aynalarda

Sessizliğe gizlenilen ateş

Ne iç ısıtır ne yol aydınlatır…

Kanadı kırık, kanadı dökük

Çırpınmak… Adıdır, adı…

Derinlere batmanın, 

Boyun bükmesinin

Tanesiz başakların…

Gören göz, tutan el,

He bir de çarpan yürek…

Yalnızlığında hiçbiri

Anlamını bulamadı…

Bir ay tutulması,

Kıyısında derin suların

Gelgitlere vabeste durmanın

Şaşkınlığı yüzünde yıldızların

Nedendir, niye?

Sırt dönmenin köhne de olsa

Sarsılmaz barınakların…

Reklamlar

Günlük

Bir resmin var günlüğümün arasında
Çok sık bakmıyorum,
Sadece günden güne…

Kalemin bildiği kadar yazıyorum
Lugatında bir harf var
Yok başkaca onsuz başlayan bir kelime…
Ve yeni birgün ve yeniden…
“Sensizlik sızısı sardı
 Sevdam, sevdiceğim, seni seviyorum…
 Sıra sıra satırlar
 Sararsa da sayfalar
 Sokulup saklanıveriyorum
 Sarılıyorum sarmaşıkca, sırnaşıkca
 Seherin serin sessizliğine
 Suretinle sohbetim sürüyor sabahlara…
 Sevdam, suyum, soluğum, seni seviyorum”

Bir resmin var günlüğümün arasında
Çok sık bakmıyorum
Takvim yapraklarını koparmıyorum
Kırılmış saatin kurma kolu
Olsun…
Bir resmin var,
Bir günlük de ömrüm…

Çilenin Grubu

İkindinin grubunda

Bir çocuk fısıltısı uzaklardan

Zahiri duvarlar ardından


Mazinin grubunda

Bir çocuk fısıltısı bakir topraklardan

Ümidin koynundan


Kader, kaza ve atâ…

Cümlesin Mevlam hayr yaza

Fanilik fistanı giyen aczini bile

Dualar gönülden dile

Bitse ay çehrede çile